Çerkes asıllı Pertevniyal Valide Sultan, Sultan II. Mahmud’un eşi ve Sultan Abdülaziz’in annesidir. Oğlu Abdülaziz’in tahta çıkmasıyla birlikte "Valide Sultan" unvanını almıştır. Hayırsever kişiliğiyle tanınan Pertevniyal Valide Sultan, İstanbul Aksaray’da kendi adını taşıyan bir külliye inşa ettirmiştir. Bu külliye; cami, medrese, mektep, muvakkithane, kütüphane, karakol ve türbeden müteşekkildir.
Valide Sultan, yalnızca İstanbul’un sur içi ve sur dışındaki bölgelerinde değil Anadolu ve Balkanlar’ın çeşitli şehirlerinde, Mekke ve Medine’de dahi vakfına ait çok sayıda arazi, dükkân ve hastaneye sahipti.
Pertevniyal Valide Sultan’ın türbesi, 1926-1929 yılları arasında yapılan tramvay yolu genişletme çalışmaları sırasında biraz geri çekilmiştir. 1958 yılında ise tamamen yıktırılmıştır. Naaşı bir süre Topkapı Sarayı’nda muhafaza edildikten sonra, II. Mahmud’un türbesinde padişahın sandukasının altına defnedilmiştir. Daha sonra, türbenin yeniden inşa edilmesiyle birlikte naaşı asıl yerine nakledilmiştir.
Türk gazeteci, iş insanı.
Bora Keskiner 1980’de Münih'te doğdu. Nermin Suner'den Osmanlı Türkçesini okumayı ve yazmayı öğrendi. Savaş Çevik'le hat sanatı çalıstı. Daryuş Kupal ile Farsça, Numan Tütüncü ile Arapça, Sultana Abacı ile Yunanca çalıştı. Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi'nden 2004 yılında mezun oldu.
Üniversite yıllarında Prof. Ruhi Ayangil ile Türk Musikisi teorisi çalıştı.
2007 yılında Londra Üniversitesi - SOAS'ta İslâm Sanatı Tarihi bölümünde "The Significance of Calligraphy on Mamluk Monuments" başlıklı çalışması ile Master tezini tamamladı.
2012 yılında Londra Üniversitesi - SOAS'ta, Prof. Doris Abouseif'in nezaretinde kaleme aldığı "Sultan Ahmed III as a Calligrapher and a Patron of Calligraphy" başlıklı tezi ile doktor unvanını kazandı.
Osmanlı sanatı tarihi sahasında kitap ve makaleleri bulunan Keskiner’in son olarak “Yaqut al-Mustasi’mi and the Practise of Naql in Islamic Calligraphy” isimli eseri yayımlanmıştır Keskiner akademisyen ve İslâm hat sanatı uzmanı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Vadras’ta doğan Muhammed et-Tancî, İslam felsefesi, Arap dili ve edebiyatı, fıkıh, kelam, matematik ve astronomi gibi çok çeşitli İslami İlimler alanında derin bilgi sahibi, Arapça'ya son derece vakıf ve metin tahkikinde uzman bir âlimdir. Eğitimine Fas’ta, Seyyidî Abdülazîz İbnü’l-Hayyât, Tâyi‘ b. Hâc, Seyyidî Cevâd es-Sakalî ve Seyyidî Muhammed el-İlmî (el-Alemî) gibi âlimlerden ders alarak başladı. Muhammed el-İlmî’den matematik ve astronomi öğrendi.
Kahire Üniversitesi (Câmiatü Fuâdi’l-Evvel) Arap Dili Bölümü'nden mezun olduktan sonra yüksek lisans çalışması kapsamında İbn Haldûn’un Muḳaddime adlı eserinin ilmî neşrini gerçekleştirdi. Bu tarihten itibaren, eski eserlerin tahkik ve neşri İlmi çalışmalarının en önemli alanını teşkil etti.
1953 yılında Türkiye’ye davet edilen Muhammed et-Tancî, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslam Felsefesi Kürsüsü profesörlüğüne atandı. 1962’de Fas’a dönerek Rabat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Arap dili ve edebiyatı, Karaviyyîn Üniversitesi’nde ise İslam felsefesi ve İslam mezhepleri tarihi dersleri verdi. Aynı zamanda Telif, Tercüme ve Neşriyat İşleri Genel Müdürlüğü görevini üstlendi.
1965’te tekrar Türkiye’ye dönerek İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde kelam, tevhid, İslam mezhepleri tarihi ve belâgat-ı Kur’âniyye dersleri verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde de Arap dili ve edebiyatı derslerini okuttu. 1970-1971 akademik yılında, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde İslam Dini ve Mezhepleri Tarihi Kürsüsü profesörlüğüne atandı ve 1973 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edildi.
1974-1975 akademik yılının başında, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Arap dili ve edebiyatı derslerini de okutmaya başladı. Ancak 29 Aralık 1974’te geçirdiği kalp krizi sonucu İstanbul’da vefat etti ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Muhammed et-Tancî, Mükrimin Halil Yinanç’ın öğrencilerinden Necla Sayın ile evlendi. İlk kızı olan Prof. Dr. Emel Kefeli, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde uzun yıllar akademik kariyerine devam etti. Zengin bir koleksiyona sahip olan ve birçok yazma ile nadir basma eserden oluşan yaklaşık 3.000 ciltlik kütüphanesi, ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu’na intikal etti.
Niyazi Ahmet Banoğlu, tarihi araştırma kitaplarıyla tanınan gazeteci ve yazar. Gürcü edebiyatından Türkçeye ilk çevirileri yapan kişi olarak da bilinir.
Abdülhamit zamanının önemli müşirlerinden olup Manastır’da doğmuştur. 1843’te askerliğe girerek Ücüncü Orduda ve Bosna’da hizmet edip binbaşı olmuş, 1876’da Bosna ihtilâli sırasında yararlıklarından dolayı generalliğe yükselmişti. Ahmet Eyüp Paşa’nın maiyyetinde iken onun İhtiyat Kuvvetleri Komutanlığına alınması üzerine Feriklikle Şıpka Kumandanı olmuş, Rusların kuvvetlerine esir düşmüştü. Bu esaretin saraydan verilen emirle gerçekleştiği sonradan anlaşılınca Veysel Paşa Divanıharpte beraat etmiştir. 1885'te Müşirlikte İkinci Ordu Komutanlığı'na tayin edilmiş. İstanbula dönüşünde ölmüş ve Eyüb'te defn edilmiştir. Cesur ve değerli bir asker olarak tanınmıştır.