Hikayemiz,

İşlerimiz

Hayalgücümüz

Galerimiz

BroArt 'ın Seçme Eserleri- 2005'ten bugüne...

Kısa Biyografi

Fatih ŞİMŞEK

Ankara Şereflikoçhisar’da geçen yaratıcılıktan demini almış bir çocukluk sayesinde, gelmek istediği noktanın sanat olduğunu erkenden farkedenlerden biri oldu. İlk sanat eğitimini her zaman en iyi destekçisi ve sanat konusunda en çok yardım eden kişi olan resim öğretmeni ablası Hülya Guluzade tarafından ilkokul ve ortaokul yıllarında aldı. Aksaray Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nde Özgür Çağlar’dan anatomi, Baumgarten Hüseyin’den ise leke ve estetik eğitiminin temelini aldı. Orhan Veli' ye ithafen Londra'da geçirdiği dört yılın ardından, yüksek eğitimi için seçtiği Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü de ona yol çizen bir pusula niteliğindeydi. Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Enstitüsü Seramik ve Cam Bölümü’nden Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. Sahip olduğu 7 sanat ödülü, 4 bireysel sergi ve birçok uluslararası sergi deneyimi ile seramiğe olan tutkusunu kendi ellerinde çoğaltarak hem eğitmeye hem de eğitilmeye devam ediyor.

İnsanoğlu her zaman kendinden daha kudretli olana inanmayı tercih etmiştir. Bu nedenle ilk insanlar tabiatın işleyişi karşısındaki bilinçle gelen çaresizliklerini tanrıları yaratarak aşmaya çalışmışlardır. Bu yolla doğayı, idealarında tanrı figürleri ile kavramışlardır. Bu noktada toprağın doğurganlığı kadında vücut bulmaya başlamıştır. Bu sebeple ilk inançlı topluluklar anaerkil bir toplum düzenine sahiptirler. İlk ve en önemli tanrılardan biri Kibele’dir ve böylece o kadında biçim kazanmıştır. Kibele ile başlayan bu süreçte gücün, doğurganlığın, varoluşun, bereketin sembolü, tek tanrılı dinlere kadar çoğunlukla kadın olmuştur. Anaerkil toplumların iktidar gücünü ataerkil toplumlara bırakmadsı, uygarlıkların ilk ortaya çıktığı dönemlere tekabül etmektedir. Gücün erkek egemen bir toplumun elinde Tanrı-Kral’a dönüşmesi, inanç soyutlamaları içinde kadını gerilere itse de, bu figür kendisini bir yerlerde ortaya çıkarmayı başarmıştır. Örneğin birçok sanat tarihçisi, Kibele figüründen Meryem Ana’ya kadar, inanç içinde kadın figürünün yalnızca biçim yönünden dönüşüme uğradığına dair yorumlarda bulunmaktadırlar.

Öte yandan antik dönemlerin tanrıçalarından bereketin sembolü Artemis’in tek tanrılı dinlerde vücut bulmuş hali Meryem gibidir. Bugün tarihçiler İzmir Efes antik kentinde hem tanrıça Artemis’e hem de Meryem Ana’ya dair izlerin olduğunu bizlere göstermişlerdir. Kısacası kadın figürü tarih öncesinin ilk topluluklarından uygarlıklar dönemine, tek tanrılı dinlerden ortaçağın karanlık dönemlerine, Doğu’dan Batı’ya, Rönesans’tan günümüze kadar her zaman kutsal bir sembol olma niteliğini taşımıştır. Kadın figürü tarihi kaynaklarda çoğunlukla bereketin bir simgesi olarak aktarılsa da, modern düşünceyle gelen özgürlük ve eşitlik talebinin de bir meşalesi olmuştur. En önemli örneklerden biri Roma İmparatorluğu’nun özgürlük sembolü Libertas’dır. Yunanlılara bakıldığında Roma’nın ilham kaynağı daha açık bir şekilde görülmektedir. Athena, Yunan mitolojisinde zekâ, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçasıdır. Aslında birçok batı uygarlığında Yunanlıların izlerini görmek mümkündür. Roma’daki Libertas, 1789’da Fransa’da tekrar kadında vücut bulmaktadır. “Halka Yol Gösteren Özgürlük” adlı eser, Fransız romantik ressamlarından Eugene Delacroix tarafından 1830 senesinde Kral 10. Charles’in devrilişine yol açan üç günlük halk ayaklanmasının anısına yapılmış ve tüm dünyada Fransız Devrimi’nin simgesi olarak kabul görmüştür. Roma’dan itibaren düşünüldüğünde, bu kadar geniş bir zaman aralığına rağmen, özgürlük bir kez daha kadın imgesi ile görünürlük kazanmıştır. Fakat bu Fransız kadın imgesi, bu dönemle birlikte eşitlik, özgürlük, kardeşlik sloganını, bir elinde bayrak diğer elinde tüfek ile bir proleter olarak temsil etmiştir. Mezopotamya’dan Anadolu’ya uzanan kadim kültürlerde “kadın” hem kutsal hem de ona verilen değer karşılığında özgürlüğün sembolü olarak görülmüştür.

Dünyada bu kadar kötülük varken, hayatı daha yaşanabilir ve anlamlı kılan kadınla- rı çalışmalarımda anlatmak istedim; Havva anadan Yunan özgürlük tanrıçası Libertas’a, İsa’yı doğuran Meryem’den, Fransız ihtilalinin simgesi “Halka Yol Gösteren Özgürlük”e ve kurtuluş savaşında katırlarla askere cephane taşıyan hürriyet sembolü isimsiz kadın kahramanlardan ilham aldım.

Dünya her geçen gün daha kötüye giderken, umutlar tükenip inancımız bizi terk ederken, kadının varlığına yüklenen alegorik anlam gibi dünyaya umudu ve güzelliği doğurmak gerektiğine inanmalıyız. Gaz maskeli kadın formlarının tercih edilmesinin sebebi ise; kadınlar kimi zaman özgürlüğün, kimi zaman da erkekler dünyasının üstünde bir gücün sembolüdür. Zorbalıkların karşısında özgürlüğü temsil eden kadın imgesini sanat tarihindeki birçok eserde görmekteyiz.

Dünyadaki güncel olayları takip ettiğimizde, gaz maskesinin, yüze takılan bandananın veya suretin gizlenmesi durumunun protestolara katılan kişilerin sembolü haline geldiğini görürüz. Bu noktada kadının sembol olarak kullanıldığı protest kimlikte gaz maskesinin aynı işlevi görmesi söz konusudur. Kadınların (protest kimliklerin) maskelerini çıkartabileceği bir dünya aranmaktadır.

Gaz maskeli kadın seramik heykeller yapılma yıllarına ve geçirdikleri form sal değişimlere göre beş bölümde anlatılmaktadırlar.

Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce Mezopotamya’da başlayan çömlekçi çarkının serüveni seramik geleneğinin çeşitlenmesini ve bu geleneğin farklı bir kültürel kulvarda gelişmesine önayak olmuştur. Çark bulunduğu zamanlardan beri hızını hiç kesmeden ilk günkü heyecanıyla dönüşünü sürdürmektedir. Dışarıdan bakıldığında seramiği çarkta şekillendirmenin bir sonucu olarak bu üretim yönteminde biçimin kısıtlı olduğu düşünülebilir. Fakat kulp, kapak, emzik, bünye gibi biçimlerin bir arada kullanılarak oluşturduğu farklı form algısıher biri kendi içinde değişik işlev ve biçimlere sahip olsa da sonsuz bir döngüde bir araya getirilebilirler.

Tıpkı insanoğlunun bir tür olarak benzer fiziksel görünüşlere sahip olmasına rağmen yaşamın ruhuna kattığı farklılıkları beden kabuğu içinde sonsuz bir seçenekler döngüsünde demlemesi gibi. Bu demlikler aslında bizleri temsil eder, hepimizin ruhundaki demlenme sürecinin fiziksel yansımalarıdır.

Yaşanmışlıkların izlerinini gösteren dokularında kişinin geçirdiği yolculuğu oku- yabilmemiz mümkündür, ta ki gözlerimizi kapatıp kendimizi ‘dem’ lediğimiz zaman…

Rölyefler, Duvar Panoları, Restorasyonlar

BroArt türünün tek örneği mimari mozaikler, kabartma duvar panoları ve seramik duvar panoları yaratır. Ayrıca eser restorasyon konusunda da deneyimlidir. BroArt'ın sanat eserleri anlamlı, etkili ve etkileşime girecek kişiler ile ilişkilendirilmiş çalışmalardır.